İçeriğe geç

İnsan kalbî nerededir ?

İnsan kalbî nerededir?

İlgili Yazımız: İranlılar Türkiye'de çalışabilir mi ?

Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “İnsan kalbî nerededir” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız.

İzmir’de sabah uyanmak zaten başlı başına küçük bir felsefe dersi gibi. Alarm çalar, perdeyi aralarsın, dışarıdan hafif bir esinti gelir ve bir an için “Bugün hayatı ciddiye alacak mıyım yoksa yine salacak mıyım?” sorusu zihninde ping atar. İşte tam o anda aklıma takılan o klasik ama bir o kadar da tuhaf soru: İnsan kalbî nerededir?

Kulağa basit geliyor değil mi? “Göğsünde tabii ki” deyip geçilecek bir soru gibi. Ama mesele o kadar yüzeyde değil. Çünkü insanın kalbi dediğimiz şey bazen göğsümüzde değil, hiç beklemediğimiz yerlerde geziniyor: eski bir şarkının içinde, yarım kalmış bir mesajda, hatta İzmir otobüsünde cam kenarına oturup denizi izlerken.

Ben 25 yaşında, İzmir’de yaşayan, arkadaş ortamında sürekli espri patlatıp sonra gece yatağa girince “Ben bunu niye söyledim?” diye düşünen biriyim. Ve bu soru, yani insan kalbî nerededir sorusu, zihnimin en sevdiği gereksiz sekmelerden biri.

Kalbin haritası: Göğüs mü, zihin mi, yoksa Wi-Fi mı?

Biyoloji dersinde öğrendiğimiz kadarıyla kalp göğsümüzdedir. Hatta biraz sola yatık durur, sanki “ben buradayım ama çok da ortada değilim” der gibi. Ama hayat öyle demiyor.

Bir gün arkadaşım Murat’la kahvede oturuyoruz. Çay geldi, simitler söylendi, konu yine klasik: aşk.

Murat dedi ki:

— “Kanka ben kalbimi hissetmiyorum ya.”

Ben de otomatik refleks:

— “Belki de Wi-Fi çekmiyordur.”

Güldük ama sonra sustuk. Çünkü insan bazen en ciddi şeyleri şaka yaparken fark ediyor.

İnsan kalbî nerededir? Göğsümüzde mi, yoksa birinin bize “gel” demesini beklerken telefon ekranında mı? Belki de kalp, bildiğimiz organ olmaktan çok daha geniş bir şeydir. Bir tür dağıtık sistem gibi… biraz burada, biraz orada.

İzmir sabahları ve kalbin kaybolma ihtimali

İzmir sabahları başka bir evren. ESHOT otobüsünde cam kenarına oturmuşsun, kulakta kulaklık, dışarıda güneş hafif hafif yüzünü gösteriyor. Karşıyaka tarafına doğru giderken deniz görünür gibi olur, sonra kaybolur.

O an iç sesim devreye girer:

“Tamam işte, hayat bu kadar basit olabilir mi?”

Ama hemen ardından başka bir ses:

“Basit değil kanka, sen sadece uykusuzsun.”

İşte tam burada tekrar soruyorum: İnsan kalbî nerededir?

Çünkü o an göğsümde bir şey hissediyorum. Ama bu fiziksel bir şey değil. Daha çok “iyi ki buradayım” hissiyle “yarın ne olacak acaba” endişesinin karışımı.

Kalp dediğimiz şey belki de bir organ değil, bir yorum farkıdır.

Kalp bazen eski mesajlarda saklanır

Telefonu açıyorsun, gereksiz bir şekilde galeriye giriyorsun. Eski fotoğraflar… 2 yıl önce çekilmiş bir kahve fotoğrafı, altına yazılmış “çok güzel bir gün” notu.

Ve o an bir şey oluyor.

Göğsünde bir baskı. Hafif. Sessiz. Ama net.

İşte o anda insan kalbî nerededir sorusunun cevabı değişiyor.

Kalp, bazen bir ekran parlaklığıdır. Bazen “son görülme 2 yıl önce”dir. Bazen de silmeye kıyamadığın bir sohbet geçmişidir.

Kendi kendime söylüyorum:

— “Tamam, bu artık duygusal arşiv.”

Sonra hemen toparlıyorum:

— “Ama abartma ya, sadece eski mesaj.”

Ama içim biliyor. O “sadece eski mesaj” değil.

Kahve, dostlar ve kalbin yanlış adrese gitmesi

Bir gün arkadaşlarla Alsancak’ta oturuyoruz. Kahveler söylenmiş, masa dolu, herkes bir şey anlatıyor. Ama kimse tam dinlemiyor. Herkes biraz kendi iç sesiyle meşgul.

Bir arkadaşım dedi ki:

— “Ben artık kalbimi kaybettim gibi hissediyorum.”

Diğeri:

— “Kanka onu bulmak için GPS lazım.”

Ben:

— “Google Maps bile bulamaz onu, çünkü sürekli rota değiştiriyor.”

Gülüyoruz.

Ama sonra o an geliyor. Sessizlik. Ve garip bir şekilde herkes kendi içine dönüyor.

İşte o anda fark ediyorum: İnsan kalbî nerededir sorusu aslında toplu bir sessizlikte saklı.

Kalp bazen bir masanın etrafında, hiçbir şey söylemeden oturan insanların arasında bulunur.

Kalbin bilimsel adresi ve duygusal kaçakları

Bilim diyor ki: Kalp, kan pompalayan bir organdır. Dakikada ortalama 60-100 kez atar. Yaşamak için şarttır.

Tamam, kabul.

Ama bir şey eksik.

Bilim kalbin hızını ölçüyor ama neden hızlandığını her zaman açıklayamıyor.

Mesela bir mesaj geldiğinde neden bir anda hızlanıyor? Ya da biri “konuşabilir miyiz?” dediğinde neden aniden ritmi bozuluyor?

İç ses:

“Bu normal mi?”

Diğer iç ses:

“Normal değil ama alıştın.”

İnsan kalbî nerededir sorusu burada başka bir boyut kazanıyor. Belki de kalp, sadece göğsümüzde değil; zihnimizdeki yorum motorunda da çalışıyor.

Kalbin sokakta kaybolduğu anlar

Geçen gün Bostanlı’da yürürken bir çift gördüm. Hiçbir şey yapmıyorlardı. Sadece yan yana yürüyüp denize bakıyorlardı.

O an kendime şunu dedim:

“İşte kalp burada olabilir.”

Ama sonra hemen düzeltme geldi:

“Ya da sadece güzel havadır, abartma.”

Ama insan bazen abartmak zorunda kalıyor. Çünkü bazı anlar küçültülünce anlamını kaybediyor.

Kalp belki de tam burada devreye giriyor: büyütmek ve anlam katmak için.

İç sesle tartışmalar: en uzun ilişki

Benim iç sesimle ciddi bir ilişkim var. Bazen iyi anlaşıyoruz, bazen kavga ediyoruz.

— “Boş ver ya, çok düşünme.”

— “Ama düşünmezsem ben ben olmam ki.”

İşte bu diyaloglar sırasında fark ediyorum ki, insan kalbî nerededir sorusu aslında iç sesle göğüs arasındaki bir mekik dokuma.

Kalp bir yerde sabit değil. Sürekli taşınıyor.

Bir gün göğüste, bir gün kafada, bir gün midede…

Evet, midede. Çünkü bazen heyecan oraya iniyor.

Kalbin yanlış anlaşılan halleri

İnsanlar kalbi hep romantik bir şey sanıyor. Aşk, sevgi, duygusallık…

Ama kalp bazen sadece “yoruldum” demektir.

Bazen “istemiyorum”dur.

Bazen de hiçbir şey hissetmemektir.

Ve en ilginci: hiçbir şey hissetmemek bile bir histir.

Bu yüzden insan kalbî nerededir sorusu, aslında “Ben şu an ne hissediyorum?” sorusuyla aynı kökten geliyor.

Kalbin İzmir versiyonu

İzmir’de kalp biraz daha rahat çalışır. Belki Ege havasından, belki insanların “çok da ciddiye alma” kültüründen.

Birisi sana dert anlatır, sen dinlersin, sonra dersin ki:

— “Kanka boş ver ya, deniz var dışarıda.”

Ve bu bazen gerçekten işe yarar.

Çünkü kalp bazen çözüm istemez. Sadece pencere ister.

Son düşünce değil, devam eden bir şey

İnsan kalbî nerededir sorusu tek bir cevaba sıkışacak bir şey değil. Çünkü kalp sabit bir nokta değil; hareketli bir deneyim.

Bazen bir kahkahanın içinde, bazen bir vedanın sessizliğinde, bazen de hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen bir günde gizleniyor.

Ve belki de en doğrusu şu: kalp, arandıkça biraz daha uzaklaşan ama hissedildikçe yaklaşan bir şey.

İzmir akşamı gibi… uzak gibi görünür ama aslında hep oradadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!