İçeriğe geç

Akım hangi yöne doğru gider ?

Akım Hangi Yöne Doğar?

İzmir’de bir kafe köşesinde otururken aklımda bir sürü şey dönüyor. Hani o türden, içini kemiren düşünceler var ya, bir türlü seni rahat bırakmayan ama dışarıdan bakınca hiç bir şey yokmuş gibi davranman gereken türden düşünceler. “Akım hangi yöne doğru gider?” sorusu da tam şu an kafamda beliren bir düşünce parçası. Gerçi bu soru, normalde kimseye göre derin bir felsefi tartışma başlatmaya yaramaz. Ama benim gibiler için, işte tam o anlar…

Hani şu Instagram’da, TikTok’ta, Twitter’da bir şeyler popüler oluyor ya, bir bakıyorsun herkes yapıyor. O an birden aklıma düşen düşünce şu: Akım hangi yöne gider? Neden herkes birden aynı şeyi yapar? Ve daha da önemlisi, bu akımın bana ne faydası var? Ya da belki de bir şeye takıldım da buna takıldım… Neyse, hadi bakalım, “akım”ın hangi yöne gittiğini anlamak için biraz daha derinleşelim.

Sosyal Medyanın Akımları: Sadece Takip Etmek mi?

Geçen hafta, bir arkadaşım “Hadi, şu dans challenge’ını yapalım!” dedi. Yani, bir dakika. Ne demek istiyorsun? Dans mı? Benim dans yeteneğim en fazla bir sene önceki düğün videosunda gördüğünüz “yanlış zamanlamalı eğlenceli kişi” olabilirdi. Ama o an, sosyal medyada patlayan akımların etkisiyle, bir bakıyorsun herkesin aynı videoyu çektiğini görüyorsun. O yüzden ben de kafayı kırıp, “Tamam, deneyeyim” dedim.

Bir yanda TikTok akımı var, diğer yanda ise Twitter’da bir “hashtag” fırtınası… Nerede görsem herkes aynı şeyden bahsediyor. Herkes aynı hareketi yapıyor. Bu akımlar ne zaman başladı, diye düşündüğümde, aslında fark ettim ki, yıllardır bunlar var! 10 yıl önce “Flappy Bird”i oynamıştık, şimdi TikTok dansları yapıyoruz. Geçmişten günümüze, herkesin trend olan bir şeyi takip etme ihtiyacı, daha doğrusu “akım”ı takip etme isteği, tam olarak ne zaman başlamıştı?

Akım Kimdir, Nereye Gider?

Bir insanı düşündüğünüzde, onun sosyal medya akımlarını takip etmesi bir şey ifade edebilir. Ama akım, öyle bir şey ki, bir kişiyle sınırlı kalmaz. Bu sadece “Bunu yap” demek değildir, bu bir toplumun ortak bir kararıdır. Akım hangi yöne doğru gider? Genellikle bilinçsizce. Hepimiz bir anda “herkes yapıyorsa biz de yapalım” diyerek bu yolculuğa çıkıyoruz.

Benim en çok takıldığım şey de şu: Akım hep aynı yönde mi gider? Hani bazen bir bakıyorsunuz, her şey “evet” diyor, herkes aynı şeyi söylüyor ama içten içe, bazen gerçekten insanın kendi yolunu bulması gerektiğini düşünmeden edemiyorum.

Gündelik Hayatın Akımları

Geçenlerde bir arkadaşım, sokakta karşıma çıktı ve “Abi, çok havalı bir akım var! Hadi sen de yap!” dedi. “Ne yapayım?” dedim, hala biraz anlamıyorum. Bu sefer bana “Hadi bir ‘deepfake’ videosu çek” dedi. Şimdi… Ben bu akımın nereye gittiğini anlamıyorum. Çünkü, bir bakıyorsun, yapay zekâyla bir video üretmek herkesin elinde, ama aynı zamanda “gerçek”ten, “insan” olmaktan uzaklaşıyoruz.

Akımlar ne kadar popülerleşirse, bir o kadar da kimlik kaybına neden olabiliyor. Hepimiz birer puzzle parçası gibi bir araya geliyoruz ama her biri aslında başka bir resmin parçası. Bazen sosyal medya, akımın içinde kaybolduğumuz bir yer haline geliyor. Kendi kimliğimizi, sesimizi bulmaya çalışırken, etraftan sürekli yankılayan akımlar ve moda olan şeylerle boğuluyoruz.

Bu Akımda Sen de Var Mısın?

Şimdi asıl soru şu: Bu kadar sosyal medya akımının içinde kaybolurken, kendi kimliğimizi bulabiliyor muyuz? Benim için bazen cevap evet, bazen hayır. Hani bazen öyle anlar oluyor ki, her şeyin çok hızlı ilerlediği, bir an önce her şeye yetişmek gerektiği hissiyatıyla baş başa kalıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, herkes çılgınca bir şeyler yapıyor ve siz de “Aman, hadi ben de bir deneyeyim” diyorsunuz. Kimi zaman kalabalıklara karışmak eğlenceli olabilir ama bir diğer yandan da kendi yolunuzu çizmenin değerini fark ediyorsunuz. Kimi akımlar sadece eğlencelik, kimi ise hayatın bir parçası haline gelebiliyor.

İşte o noktada, insan kendine dönüp, “Ben burada ne yapıyorum?” diye soruyor. Çünkü bazen akımlar ne yöne giderse gitsin, asıl mesele “Benim ne yönüm var?” sorusudur. Bunu düşündükçe, akımların sadece birer eğlence aracı olabileceğini fark ediyorsunuz. İnsanlar birbirlerini izlerken, bir yandan da biraz da “kendi yolunu” bulmaya çalışıyorlar. Herkesin bir “akım” takıntısı var; ama kendi yolculuğunda kaybolan da çok.

“Nereye Gittiğini Bilmeyen Akım” Mi?

Birçok kişi “Nereye gittiğini bilmeyen akım”dan bahseder. Bunu bir arkadaşım geçen gün çok iyi özetlemişti. Dedi ki, “İzmir’de nereye gittiğini bilmeyen, sürüklenen insan, o yolculukta seninle de birlikte sürükleniyor.” Hani bazen düşünürsünüz ya, “Sosyal medyadaki herkes bana ne anlatmaya çalışıyor?” diye. Tam o noktada, akımların her an değiştiğini fark ediyorsunuz.

Kimse tam olarak nereye gittiğini bilmeyebilir, ama akımların peşinden sürüklenmek, kendinizi bir anda onların içinde kaybetmek kolay bir şey. Ama kendi rotamızı çizmek, bazen en iyi seçim gibi gözüküyor. Akımın hangi yöne gittiğini belirlemek aslında, ona katılanların kimliğine ve onların ne istediğine bağlı. Eğer bir kalabalık içinde kaybolmak istemiyorsanız, bazen “yavaşlayın, bekleyin ve kendi yolunuzu çizin” demek gerekebilir.

Akımda Kendi Yönümüzü Bulabilir Miyiz?

Sonuçta, “Akım hangi yöne gider?” sorusunun cevabı, her birimizin kendi iç yolculuğunda gizli. Bazen bir yöne gitmek eğlenceli olabilir, bazen de tamamen başka bir yol seçmek… Her akımın içinde bir şey bulabiliriz, ama sonunda önemli olan ne olduğumuz. Akımlar bir yolda sürükler, ama en iyi yolculuk, kendi yönümüzü bulduğumuz yolda gerçekleşir.

Bazen bir adım geri atıp, akımın dışına çıkarak, bir bakmak gerek: “Hadi, gerçekten ben bu akımda olmak istiyor muyum?” Hangi yöne gittiği pek de önemli olmadan, o anın tadını çıkarabiliriz. Gerçekten önemli olan, kendimiz olabilmek, her akımda biraz da olsa “biz”i kaybetmeden.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://ilbetgir.net/betexper yeni giriş