İçeriğe geç

Farketmek bir deyim mi ?

Farketmek Bir Deyim mi?

İnsanın hayatında bir noktada bir şeyleri fark etmeye başlamak, bazen bir kelimenin ya da bir olayın gücüne sahip olabilir. Ama bu “fark etmek” kelimesi, ne kadar basit bir deyim gibi dursa da, içinde taşıdığı derinliklerle bazen hayatımızı köklü bir şekilde değiştirebilir. Hani derler ya, “fark etmek bir deyim mi?” diye, işte bazen sadece bir kelime ya da bir bakış açısı, tüm dünyayı ters yüz edebilir.

Bir An, Bir Göz Kırpışı

Geçen hafta Kayseri’nin o dingin, güneşli sabahlarından birinde, sokakta yürürken, etrafımda her şey normal gibi görünüyordu. İnsanlar işlerine gidiyordu, dükkânlar açıktı ve kahve kokusu her zamanki gibi havada asılıydı. Ama bir şey vardı, bir şey beni rahatsız ediyordu. O kadar yoğun düşünceler içinde kaybolmuşken, bir an bir göz kırpışı gibi her şeyin farkına vardım.

O an, “fark etmek” bir deyim olmaktan çıktı. O küçük anı fark ettiğimde, kendi içinde bir anlam kazandı. Her şey bir anda netleşti; bir şeyin anlamı, sadece onu fark ettiğinizde ortaya çıkıyordu. O kadar basitti ki, sadece gözlerimi bir an için çevremdeki insanlara odakladım ve hepsinin yüzünde bir şeyler görmeye başladım. Hepsi bir yöne doğru gidiyordu, ama ben başka bir yoldaydım. Fark ettiğim şey bu kadar basitti işte: hayat, bazen sana öylece akıp giderken, her şeyin anlamını sadece sen fark edebiliyorsun.

O Gün, O İnsan

O gün, fark ettiğim bir başka şey de, uzun zamandır görmediğim eski bir arkadaşımdı. Onu birkaç yıl önce son kez görmüştüm; aradan zaman geçmişti ama ne de olsa zaman, insanların değişmesini engellemez mi diye düşündüm. Yavaşça yanına yaklaştım ve adını söyledim. Gözleri şaşkın, ama bir o kadar da sıcak bir şekilde parlıyordu. “Gerçekten sen misin?” dedi. Sanki yıllar önceki arkadaşım geri gelmişti.

Birkaç saniye süren bir sessizlikten sonra, birbirimize gülümsedik. O kadar tanıdık bir duygu vardı ki, sanki yıllardır görmüyormuşuz gibi değil, birkaç gündür ayrılmış gibiydik. Ama o anın farkında değildim. İkimizin de hayatı farklı yönlere gitmişti, ama bir şekilde birbirimizin hayatında yine de bir boşluk vardı. O boşluk, yıllar önce fark ettiğim o “küçük şey”in yerine geçmişti. Zaman ve mesafeler arasındaki boşluk, bir an için fark ettiğimiz o şeyin özlemiyle dolmuştu.

Gözlerindeki o merak, içimde bir şeylerin kıpırdamasına neden oldu. O kadar uzun zamandır unutmaya çalıştığım, ama bir şekilde hep geriye çekilen bir düşünce vardı: “Gerçekten fark ettim mi?” “Fark etmek bir deyim mi?” sorusu o kadar basit bir şekilde aklımdan geçiyordu ki, bir an durakladım. Ne kadar tanıdıktı, ne kadar eski bir soru. Oysa ki her şeyin farkına varmak, belki de gerçek bir mutluluktu. Hani bazen küçük bir detayı fark etmek, tüm dünyayı yerinden oynatır ya, işte o an o dünyayı hissettim.

Bir Sözcüğün Gücü

Konuşmalarımız, araya giren yıllara rağmen bir şekilde eski akışına döndü. O kadar farklı şeyler paylaşmıştık ki. Birbirimizi nasıl değiştiğimizi ve hayatımızın nereye gittiğini, ama yine de bir noktada aynı kalmanın ne kadar değerli olduğunu konuşuyorduk. Ve sonra o kelime çıktı. “Fark ettim,” dedi. “Hayatımı ne kadar çok değiştirdiğini fark ettim.”

İçimden bir şey kırıldı. Bazen insanın hayatındaki en önemli anlar, bir kelimenin söylediği anlamda gizlidir. “Fark ettim” diyen o cümle, beni gerçekten de bir yolculuğa çıkardı. O anda, hayatın ne kadar hızlı geçtiğini fark ettim. O kadar hızlı ki, çoğu zaman biz insanlar neyin değerli olduğunu bile fark edemiyoruz.

O anda, bir kez daha düşündüm: “Fark etmek bir deyim mi?” Sanırım fark etmek bir deyim değil. Bazen sadece bir kelime, anı bir yaşam boyu taşır. Yıllar geçse de, “fark ettim” diyebilmek, insanın hayata karşı bir sorumluluk taşıması gibidir. Bir şeyleri fark etmek, sorumluluğun da ta kendisidir.

Sonunda Bir Yıldız

Bir süre sessizce yürüdük, çok konuşmadan. Sonra, gökyüzüne bakarken, güneşin batmak üzere olduğunu gördüm. O an içimde bir şeylerin oturduğunu hissettim. Tüm bu yılların verdiği boşlukları bir şekilde doldurmuş gibi hissettim. “Fark etmek bir deyim mi?” sorusunun cevabı, aslında hiç de karmaşık değildi. Fark etmek, bir şeyleri gerçek anlamda hissetmekti. Herkesin yaşadığı dünyada, o dünyayı fark etmekti. O günü, o anı, o insanı fark etmekti. Kimi zaman, hayatın sundukları arasında kaybolurken, fark etmenin ne kadar önemli bir şey olduğunu hatırlatıyordu.

Evet, “fark etmek bir deyim mi?” diye sordum, ama fark ettim ki, hayatta en önemli şey, o anı doğru fark edebilmekti. Çünkü o an, gerçekten yaşadığımız andır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://ilbetgir.net/betexper yeni giriş