Kamu Malı Statüsü Nedir? Toplumun Ortak Mirası Üzerine Düşünceler
Son zamanlarda, bir arkadaşımın “kamu malı statüsü nedir?” diye sorması üzerine, bu konuda bir yazı yazmaya karar verdim. Çünkü gerçekten de, bu kavram çoğumuzun günlük yaşamında çok sık karşılaşmadığı bir terim. Ama bir şekilde, kamu malı statüsü hepimizin hayatına etki eden bir şey. Mesela düşündüğümde, hepimizin kullandığı yollar, parklar ya da kamu binaları aslında birer kamu malı. Yani bu malların üzerinde herkesin eşit hakkı var mı? Veya bu statünün anlamı tam olarak ne? Gelecekte bu kavram toplumun nasıl işlediği, kimlerin neye sahip olduğu konusunda ne gibi değişikliklere yol açar? Gelin, birlikte buna bakalım.
Kamu Malı Statüsü: Geçmişten Bugüne Bir Bakış
Kamu malı statüsü, bir malın topluma ait olduğunu ve herkesin bu mala eşit erişim hakkına sahip olduğunu belirten bir kavram. Yani kamu malı, halkın ortaklaşa sahip olduğu bir kaynaktır. Bu tür malların yönetimi genellikle devletin elindedir ve halkın refahı için kullanılacak şekilde düzenlenir. Bu kavram, aslında eski Roma dönemine kadar gider. Roma’daki “res publica” (kamusal iş) kavramı, halkın ortak çıkarlarını savunmayı amaçlarken, bu dönemde “kamu malı” anlayışı da halkın mülkünün devlet tarafından yönetilmesi gerektiğini savunuyordu.
Tabii, zamanla bu kavram farklı şekillerde evrilmiş. Osmanlı dönemine baktığımızda, vakıflar üzerinden kamu mallarının yönetildiğini görürüz. Yani, camiler, okullar, köprüler gibi yapılar, vakıflar aracılığıyla toplumun hizmetine sunulmuştu. Bu da demek oluyor ki, geçmişte devlet ve toplum arasındaki bağ, aslında daha güçlüydü ve malların paylaştırılması daha çok toplumsal eşitlik anlayışına dayanıyordu.
Bugün Kamu Malı Statüsü: Sosyal Adaletin Temeli Mi?
Günümüz Türkiye’sine gelirsek, kamu malı statüsü hala önemli bir yer tutuyor. Ancak artık toplumun çeşitli kesimleri arasında bu “ortak mülkiyet” anlayışına yönelik farklı bakış açıları var. Mesela, devletin inşa ettiği bir okul, park veya hastane, aslında halkın ortak malıdır. Hepimizin vergileriyle finanse edilen bu yapılar, devlet tarafından yönetilmekte ve toplumun her kesimine hizmet etmektedir. Ama burada bir soru beliriyor: “Bu malların gerçekten herkese eşit şekilde hizmet ettiğini söyleyebilir miyiz?”
Örneğin, yaşadığım İstanbul’daki bazı parklar, bazen sadece bazı zengin semtlerin sakinlerine hitap eden alanlara dönüşüyor. Bir bakıyorsunuz, parkın çeşitli alanlarında sadece “özel etkinlikler” yapılıyor, yerel halk bu etkinliklerden dışlanıyor. Yani, kamusal alanlar bazı sınıflar tarafından “işgal” ediliyor gibi hissediyorum. Peki, bu durumda kamu malı statüsü gerçekten işliyor mu? Ya da bu statü sadece kağıt üzerinde mi kalıyor?
Kamu Mallarına Erişimde Denge: Kim Ne Kadar Hak Sahibi?
Hepimiz vergi ödüyoruz, bu doğru. Peki ama neden bu kadar az bir kesim, parklar ya da sahiller gibi kamu mallarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanabiliyor? Veya devletin sahip olduğu sağlık hizmeti, bazen bazı insanlar için imtiyazken, diğerleri için ulaşılması imkansız hale gelebiliyor. Bu tür eşitsizlikler, kamu malı statüsünün gerçekten de herkese eşit erişim sağladığını sorgulamama yol açıyor. Hani derler ya, “kamu malı eşittir herkesin malı,” ama toplumda bu gerçekten de böyle mi?
Bir diğer taraftan, kamu mallarının yönetimi ile ilgili devletin yaklaşımı, bazen ticari amaçlar güdebiliyor. Mesela, bazı belediyelerin işleteceği parklar ya da plajlar, belirli bir kesim için tamamen ticari hale getirilebiliyor. O zaman “kamu malı” olmak ne kadar anlamlı kalıyor? Tıpkı son yıllarda artan “özel sektör işbirlikleri” gibi. İnsanın kafasında bir soru beliriyor: Kamu malları gerçekten halk için mi, yoksa sadece bir grup için mi?
Gelecekte Kamu Malı Statüsü: Toplumda Ne Gibi Değişiklikler Olabilir?
Gelecekte, kamu malı statüsünün ne gibi değişikliklere uğrayacağını merak ediyorum. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, birçok kamusal alan dijitalleşiyor. Artık bazı kamu hizmetlerine online olarak erişim sağlıyoruz, hatta bazı kamu binalarına bile sanal turlar yapabiliyoruz. Bunda bir gariplik yok, ama bu dijitalleşme ilerledikçe, kamu malı kavramı daha da soyut bir hale gelmeyecek mi? Yani, fiziki olarak “halkın malı” olan bir park, bir gün dijital olarak herkesin erişebileceği bir metaverse alanına dönüşürse, hala kamu malı sayılabilir mi?
Bir diğer yandan, kamu malı statüsünün daha fazla ticarileşmesi, bu alanların sadece “zengin” ve “başarılı” kesimlere hizmet etmesine yol açabilir. O zaman, her şeyin paraya dayandığı, halkın gerçek anlamda eşit şekilde yararlanamayacağı bir dünya mı olacak? Tüm bu sorular, benim için gelecekteki en büyük kaygılar arasında. Kamu mallarının gerçekten halkın yararına olup olmadığını, daha fazla sorgulamamız gerekecek.
Kapanış: Geleceğe Dair Düşünceler
Sonuç olarak, kamu malı statüsü, tarih boyunca toplumların ortak değerlerini belirleyen çok önemli bir kavram olmuştur. Ancak, bu kavram günümüzde ne kadar yaşatılabiliyor, orası büyük bir soru işareti. Kamu mallarının gerçekten halka ait olup olmadığı, sadece devletin yönetimiyle değil, toplumsal adaletin ve eşitliğin sağlanmasıyla da doğrudan ilişkili. Belki de bu yüzden, hepimizin sahip olduğu ortak değerleri, sadece yasal değil, aynı zamanda etik bir şekilde de tartışmamız gerekiyor.
Bu yazıyı okuduktan sonra, kamu malı statüsüne dair siz ne düşünüyorsunuz? Gerçekten herkes için eşit mi? Yoksa bu statü sadece teorik bir kavram mı? Düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın!